açık koyu şurda şöyle devam:

  • Korkutmak Üzerine - Yusuf, büzülmüş uykulu gözlerle şeytan akıntısını seyrediyordu. Gene korkunç bir rüya görmüştü. Tevfik bakar bakmaz derdini anladı, “Yusuf! Hişşşt! Demin s...
    2 gün önce

21 Nisan 2011 Perşembe

olağanüstü hâl yazarlığı

brecht me-ti'nin özdeyişlerinde, "bir devlet bireyin yararıyla toplumun yararı arasında ayrım yapılmayacak şekilde kurulmuş olmalıdır." diyor... başka bir kısımda ise, "düzenli devletlerde sürekli bireyin devlete karşı sorumluluğundan sözetmek gereksizdir. böyle devletlerde yaşayan bireyin sırtında fazla yük yoktur." diyor... (çev: ahmet cemal)

brecht'i ilk gençlik yıllarımdan beri seviyorum... okuyor, bitiremiyorum... marksizm'in onun zihninde, estetik ürünlerinde yansıması çoğunlukla hoşuma gidiyor...

bir tek eserine değer verdiğim bir 'yazar' bir zamanlar brecht için olağanüstü hâl zamanlarının yazarı demişti... tut ki doğru söylemiş olsun, hatta evet doğru söylüyor... ee! olağan üstü hâl bir türlü bitmek bilmiyor ki...

v bitmek bilmeyecek...

on dokuz ila yirminci yüz yıllardaki siyasi süreçler hakkında biraz düşünen bile, burjuva demokrasisi yahut temsili demokrasi sürdükçe olağanüstü hâl zamanlarının bir türlü geçmeyeceğini görebilir... zira brecht'in tarifine uygun olarak, temsili demokrasi toplum yararına örgütlenmemiş devletlerin bir çalgısıdır; burjuva bireylerin yararına örgütlenen kötü devletler daha uzun süreler iktidarda kalabilmekiçin temsili demokrasiyi kullanırlar... hatta bazen öyle zamanlar olur ki toplum temsili demokrasi çalgısını kendi yararına akord edecek olsa bu kez çifte yorum içeren burjuva hukukunu toplumun zararına yorumlamaktan çekinmezler v toplum yararına temsil gücüne yaklaşan bireyleri yasaklı hâle getiriverirler: partileri seçimden men edebilirler; temsili demokrasinin bütün ölçütlerine uyan demokratik partileri kapatabilirler; bu da tutmazsa topla tüfekle devleti topluma yararlı olmaya zorlayanları katleder, katlettirir, yahut bir sihirbaz gibi ortadan kaldırabilirler; o da olmazsa müttefiklerini "imdat!" diye bağırarak kendi ülkelerini işgal etsinler için davet edebilirler...

bu yüzden, temsili demokrasi yerini katılımcı demokrasiye bırakmadıkça, toplum üretim, ürünlerin dolaşımı, tüketim tarzları üzerinde bizzat söz sahibi olmadıkça; toplum yaşayışı, gelenekleri, yerel değerleri, inançları, eğilimleri, şahsi tercihleri konusunda özgürleşmedikçe yani devlet hem birey hem de toplum yararına bir dengeye göre örgütlenmedikçe brecht olağanüstü hâl yazarı olarak, şöhretini koruyacak...

7 Reaksiyon:

deniz dedi ki...

ÖRGÜTLENMENİN OLDUĞU YERDE DENGEDEN SÖZ EDİLEBİLİR Mİ? BİREYİN YARARIYLA TOPLUMUN YARARI HANGİ HASSAS TERAZİDE DENGE BULACAK??

cüneyt uzunlar dedi ki...

örgütlenme olmadan bir çadır kuramazsın...

deniz dedi ki...

her çadırın başına da bir ağa dikeriz...

deniz dedi ki...

her sitenin "aykırı" yorumları tırpanlayan bir yöneticisi olduğu gibi, her çadırın da bir ağası olacaktır mutlaka.

cüneyt uzunlar dedi ki...

örgütlenme niye ağayı/ağalığı zorunlu kılıyor anlamadım...

liderlik ile ağalık aynı şey midir?..

deniz dedi ki...

çadıra ağa iyi gider diye düşündüm. örgütlenme hiyerarşiyi gerektirir. hiyerarşinin olduğu yerde de terazinin bir kefesi yere bir kefesi göğe....denge menge hak getire :))

cüneyt uzunlar dedi ki...

örgütlenme hiyerarşinin sonucu değildir... olmadığını görmüşlüğüm var... hem şahsi hem mesleki olarak... hiyerarşinin sonucu olan emir komuta/amir memur ilişkisidir...