bugün yolda trt3 fm'de (eskiden böyle adlandırıyorduk) yunanlı kemancı, besteci (adını işittiğim gibi yazıyorum) nicos scaltatos ile tanıştım... kendileri schoenberg'in izdeşi imiş... iki a-tonal, biri yunan müziği derlemesi diğeri bale müziği olmak üzere iki de tonal yapıtını dinledim... fakat ağ üzerinde kendisi hakkında -büyük olasılıkla ismini yanlış yazdığım için- bir veriye ulaşamadım...
on beş, on altı yaşlarımızdayken çaykovski'nin fındıkkıran bale suiti'ni, ravel'in bolero'sunu, segovia'nın gitar için bestelerini, chopin'in mazurkalarını, polonezlerini gene trt3 fm'de tanımış, kasetlerini sağdan soldan edinmeye arşivlemeye başlamıştık...
seksenlerin başlarında 'aydın' abilerimiz klasik batı müziği'nin evrensel müzik olduğunu; dinlemenin, öğrenmenin insanlık ödevi olduğunu va'zediyorlardı... başlarda zorlansak da zamanla bu armonik, incelikli müziğe alışarak, dinleyicileri olduk...
fakat bir uzun bir dönem tepki olarak klasik batı müziği dinlemedik, dinlemedim... "new age, world music, ethnic music, ethnic jazz, underground, funk, reggae"; osmanlı/tasavvuf musîkisi, türkü gibi türler çok daha fazla heyecan verdiler... belki biraz kendi dinamikleri yüzünden biraz da bizim iştahımızdan, çok daha fazla entellektüel tat almamıza yol açtılar... mesela türkü için "keçiboynuzudur... bir damla bal uğruna bir sürü çöp yersin" gibi lâf pişirenlere inat türküler bir dönem, pusulamızın kutbu oldu... hatta bir dönem aşırıya giderek klasik batı müziği'ni kilise müziği olarak damgaladık; batı kültürü'nün bir ürünü olarak batılılar için anlamlı biz doğulular için anlamsız, zorlama saydık...
doğrusu, klasik batı müziği için evrensel müzik yakıştırması tam bir budalalıktı... uzunca bir aranın ardından gene başa dönüp yeniden dinlemekten zevk alsam da klasik batı müziğini yere göğe sığdıramayan sığ nitelemelerden hoşlanmıyor, kimseye klasik batı müziği'ni kaçınılmaz/olmazsa olmaz bir şey gibi va'zetmiyorum...
klasik batı müziği'ni, kocca avrupa kıtası'nın kültürel serüvenini anlamak için bir imkân; armonik yapısıyla çok renkli müzikal bir anlatım tarzı olarak görüyorum...
bir melodiyi üretmenin zorluğunu göz önünde bulundurarak, koca bir senfoniyi, bir konçertoyu, bir sonatı, bir kantatı üretmedeki meşakkâti dinlerken dahi hissediyorsak burda güçlü bir şeyler var demek...
caz, blues, rock müziğinin ritmik kökeni afrika ise armonik kökeni klasik batı müziği'dir dense abartı sayılmaz... hatta bugün sezen aksu'nun bir parçasını düzenlerken bile armonik unsurlardan yaralanılmıyor mu?.. aksu, melodisiyle, ses rengiyle ne kadar doğulu ise albüm parçalarının düzenlenişiyle o kadar batılı sayılamaz mı?..
şu blogcukta böyle yazıp düşündükçe trt3 fm'in transistörlü radyomuz içinden evimize soktuğu klasik batı müziği alışkanlığını dikkate, hatırlanmaya değer buluyorum yeniden... nerdeyse otuz yıllık gel gitli münasebetimizin ardından, evet, trt3 fm hayatımda vazgeçilmez bir yere sahip...
gel gör! trt3 fm yahut -benim için yeni adıyla- radyo3'ün yayınının teknik olarak layıkıyla yapılmadığını söylemeliyim... en iyi -yani cızırtısız yayında- bile dip ses uğultusu kaçınılmaz... hele şimdi reklam yayınlamaya başladıktan sonra içerik olarak da can sıkıcı bir hâl aldı... vivaldi'nin dört mevsimi'nin ardından "omo" reklamı dinlemek trajikomik bir mevzuya tanıklık gibi... daha da ötesinde trt resmi sayfasında tradyo3'ü şöyle tanıtıyor, "Elvis Presley’den Joan Baez’e, Frank Sinatra’dan Tchaikowsky’ye, Mozart’tan Sara Vaughan’a uzanan yelpazesiyle müziğin en seçkin örneklerini sunan, klasikle moderni birleştiren radyo..." heh heh he!..
kıssacası, bu vaziyeti 'yeni osmanlıcılık'ın sabotajı olarak algılamak asla istemiyorum...
Çok Konuşmak İstemek
-
Çok konuşmak, çok yazmak istemek. Cahilce, taşkınlıkla, ipini koparırcasına
istemek. Ne yazacağını bilmeden yazmaya oturmak. İçerden gelen tuhaf bir
dürtü ...
20 saat önce
2 Reaksiyon:
10-12 yaşlarından itibaren tek eğlencesi ve bilgi kaynağı radyo olan bendeniz de hem türküleri, hem şarkıları hem de klasik müziği TRT sayesinde tanıdım,dinledim,sevdim. Yazınızın hemen her paragrafına katıldım ben de. Bugün bir Diyarbakır türküsünü severek dinlediğim gibi Sakakuşu da, Türk Marşı da müzikçalarımda kayıtlıdır :)İyi bir müzik takipçisi / dinleyicisi sayılmasam da güzel her yerde güzeldir bence.
Bende bir klasik müzik sever olarak trt 3 dinleyenlerdenim hem kültürel hemde sanatsal açıdan değeri çok yüksek olan klasik müzik yayınladığı için trt3 e sonsuz teşekkürler.
Yorum Gönder