açık koyu şurda şöyle devam:

  • Korkutmak Üzerine - Yusuf, büzülmüş uykulu gözlerle şeytan akıntısını seyrediyordu. Gene korkunç bir rüya görmüştü. Tevfik bakar bakmaz derdini anladı, “Yusuf! Hişşşt! Demin s...
    19 saat önce

28 Nisan 2011 Perşembe

istango öğrencilerine konser verdi


istanbul anadolu güzel sanatlar lisesi* müzik bölümü öğretmenleri bir gurup oluşturmuş: istango... tango çalıp söylüyorlar... bugün öğlen öğrencilerine bir konser verdiler... evden çıkıp tiren yoluna paralel yürüyerek, on dakika sonra lisenin her zaman hayranlık duyduğum bahçesinden içeri girdim... kontrabasta elif esen birlik, piyanoda ibrahim acer, kemanda namık kemal yıldırım, akordiyonda metin kaymak, viyolada murat sığırcı v solist olarak şebnem paker'den mürekkeb istango'nun küçük konserini büyük bir keyifle seyrettim...

daha önce herhangi bir konservatuar yahut güzel sanatlar lisesi'nde öğretmenlerin bir gurup kurarak yahut tek başlarına, öğrencilerine gösteri/dinleti düzenlediklerini görmedim işitmedim... sırf bu bağlamda bile önemli bir dinletiye katıldığımı, çok özel bir duruma tanıklık ettiğimi düşünüyorum... eğitimin çatık kaşlı ifadesi, sığ bilgeliği böylesi işlerle gülümseyen bir yüze, emsallerle öğretmeye dönüşecek herhalde... öğretmenler sanatlarını anlatmanın ötesinde gösterecekler ki iş de düş de görünebilsin... tabi milli eğtim bakanlığı'nın katkılarını da beklemeden edemiyorum...

lise'nin iki yüz kişilik bir salonu var... ama akustik hak getire... sahneyi aydınlatmak gibi bir fikir yıllardır hiç gündeme gelmedi... seyirci koltuğu oluşturma gibi bir fikir de ha keza... söylemeden edemeyeceğim, güzelim lise bahçesi perperişan; içindeki tarihi ahşap bina her gün biraz daha yıkılıyor... emniyete giden 20 sikorsky helikopteri yerine gençlerin sanatsal duyarlığının gelişimine bütçe ayrılsa belki o vakit sikorsky'ye de lüzûm kalmayacak...

niyse!..

bir de seyircilik hakkımı kullanarak konserde dikkatimi çeken bir iki noktaya 'barnak' basmak istiyorum: kemancı namık kemal yıldırım'ı yıllardır tanıyorum... bu konserde kendisine hayran oldum... keman çalmaktan öte anlatma arzusu okkadar güçlüydü ki 'anlatamam'... keman, viyola, kontrabas'ın tınladığı anlar için de söyleyecek söz bulamıyorum... kontrabas'ın çalgıcısına verdiği heybet ancak görülünce hissedilebiliyor... metin kaymak'ın akoridyonuna -çalmayı çok istediğim çalgılardan biri olduğundan-ayrıca dikkat ettim; piazzola düzenlemelerinde zaten dikkati hakediyordu... ibrahim acer, metin kaymak da namık kemal gibi arkadaşlarım... v arkadaşlarım oldukları için ayrıca onur duydum... solist şebnem paker'in ise çok sağlam, güzel bir sesi var... kesinlikle çok hoş bir hanımefendi, çok da iyi bir insan... ancak tangonun sert, acılı, melankolik, hırçın o dramatik ifadelerini kendisinin anlatışında göremedim... tango şarkıcılığı için fazla steril, temizmiş gibi geldi bana söyleyişi... dilerim ki 'hışırtılı, melankolik bir gırtlağa' tez zamanda kavuşur :))...

bir an kendimi sezen cumhur önal gibi hissettim... fakat hangi vurgum buna neden oldu bilemiyorum...

eh! harika bir öğleden sonraydı!.. bu satırları da özgürlük parkı'nda yazıyor olmak da günün kreması!


*: yeni adı, avni akyol anadolu güzel sanatlar lisesi

0 Reaksiyon: