açık koyu şurda şöyle devam:

  • Cümleler No:14 - Fırlayıp kaçmasın, arabaların altında kalmasın diye çocuğun elini sıkı tutuyorsun belki sırf bu yüzden çocuk elini çekmeye çalışıyor ve sen daha çok sıkıyo...
    1 hafta önce

3 Aralık 2010 Cuma

piyasa sevgisi

şimdi bâzı -özellikle genç- arkadaşlar, " sizin gibi piyasaya küsmüş yazarları bloglara düşmüş görmekten üzüntü duyuyorum!" mealinde lakırdılar ediyorlar...

tık tık! kısa yanıtlarla:

bugüne kadar çeşitli edebi veya siyasi dergilerde yazdım, iki kitabım basıldı dağıtıldı... fekat hiçbirinde bu kadar çok okunmadım ve bu kadar çok taltif edilmedim...

piyasaya küskün falan da değilim... küsebilmem için kendilerine bir sevgim olması gerekiyor... piyasayı hiç sevmedim... piyasa ekonomisine ayrıyetten gıcığım... piyasada kitapları dolaşan değerli metinleri keyifle okumayı sürdürüyorum...

yazı çizi sürecinde, norm dışı işlerden, en sevdiğim, ağ sayfasında yazmak oldu... öte yandan yeni dosyalar vermeyi düşünüyorum bir iki yayınevine... piyasaya katılayım, ikbâle ereyim için değil... basit bir gerekçeyle: metinleri ciltlenmiş kağıttan, bilgisayarsız okumaktan hoşlananlar için...

okurla, aynı zamanda yazar olan okurla yüz-yüze/face to face:)) değilse de yazı-yazıya/writing to writing:)) ilişkilenmek çoook keyifli... yazım kurallarının sorgulanmaması, dayatmaların olmaması da ayrıca keyif verici... arada bazı zibidiler, "neden acaba?" diye düşünmeden, es bile vermeden, "sipor" yazılmaz o "spor" dur bi kerem diye çıkıçıkıveriyorlar ya, eh! her mecranın bir kusuru vardır elbet...

18 Reaksiyon:

Zuihitsu dedi ki...

Büyük bir merakla ve keyifle okuyorum her yazınızı sevgili Cüneyt Hoca. Tanışmış olmaktan ötürü de ayrıca çok şanslı hissediyorum kendimi. Tanıdığım en "fikre saygılı" ve hoşgörülü insanlardan birisiniz. Eğer ben de sadece yazan değil de sizin gibi "yazar" olsaydım, aynı sizin gibi düşünürdüm ve bu yazınız gibi bir yazı yazardım. Var olun sağ olun. Sipor yazın. Spor yazmayın:) Hep yazın.

Su dedi ki...

Piyasayı güzel betimlemişsiniz.

Fekat:)

Siporu benim okuduğum kitaplarda ve bize okutulan hiç bir derste görmediğimden, sizi de kusursuz görmek istediğimden uyarma gereği hissettim.

Sizde bunun öznel bir tercih olduğunu, tamamiyle kendi yazım sitilinizi oluşturmak için, kendi doğru bildiğiniz yaptığınızı söylediniz.

Söyledikleriniz de mantık çıkmazı da yok.

Ben yine adınızdan sık sık bahsedeceğim okulda arkadaşlarıma.

Fekat:)

Ne düşündüğünüz benim için hala muallak...

Takdir edildiğinizde , adilcenaplık göstermek, sanatçılığınızın fikayaksına leke düşürmez sanırım.

Saygılarımla.

cüneyt uzunlar dedi ki...

sağol zuihitsu...

cüneyt uzunlar dedi ki...

su, âlicenap :)

dream white dedi ki...

'bloglara düsmenin' bir namus davasi oldugunu ögrenmem iyi oldu. ben hep yeni bir komünikasyon sekli olarak görmüstüm, akildan akildan üstünmüs dememisler bosuna.
yinede yazilarini piyasaya acmadan önce icindeki mantik hatalarini tekrar gözden gecirmek isterdim ;)

hikayesin dedi ki...

Blogları, ağ sayfalarını piyasanın aşağısında görmek için kör olmak gerekir. "piyasaya düşmek", "piyasa olmak" sözleriyle aşağılanılanın o piyasa olduğunu biliriz.

Amaç ulaşmak, okunmak olduğunda her yerde yayınlanabilir. Eş zamanlı olarak da...

Ağ sayfasında yazmaktan ve sizin gibi değerli sayfaları olan yazarları okumaktan mutluluk duyuyorum. Sorun o taraftan -piyasadan- bakınca bu sayfa yazarlarını bu mecraya itilmiş gibi görenler de...
akademili alaylı, kitaplı kitapsız gibi...

Kağıt üzerinde, ciltli, kapaklı okuyor, dokunuyor, kokluyor, saklıyor, paylaşıyor, işaretliyor olmanın ayrı bir tadı olduğunu söylemeye gerek yok bile.Fekat herşeyin bu şekilde olması gerektiği aksinin yok sayıldığı gibi birşey de mümkün değil.Ağ sayfalarını betonun içinden, arasından çıkan yeşillik olarak görüyorum.

Heyecanınıza, keyfinize, öfkenize, üzüntünüze sıcağı sıcağına yayınladıklarınızdan bu yana geçen herşeye okur olduğum için mutluyum ve teşekkür ederim.

Heyecanla yazıyorum ve aynı heyecanla okuyor, paylaşıyorum.
Var olun ve hiç eksik olmayın e mi?

cüneyt uzunlar dedi ki...

dream white, mantık hatasına bir örnek rica edeyim?.. :)

cüneyt uzunlar dedi ki...

can, sen de çok oku ve çok yaz emi...

Su dedi ki...

Sanatçının beyni kuduz bir köpek gibi işlemeseydi, sancı çekmeseydi kendi içindeki doğumlar için; ne ben sizi huzursuz ederdim, ne de siz huzursuzluğun kapanıp gitmesini, güzel güzel alkışlanmayı seçerdiniz.

Kendi kuduzluğumun sizi rahatsız etmesi normal, çünkü ben ''Bir Tek'' sizin blogunuzu okuyorum.

Bunu da devam ettireceğim...

İnatla, hırsla, gelip Pera' da sizi görüp ''Bravo'' demek için.

Kavgadan geri duran, kendi doğrularını inşa etmemiş kişi içindir.

İnatla, hırs ve kavgadan ötürü bir Saygıgılarımla...

Ellerinizden de öperim:)

TURGAY dedi ki...

Acı hayat içerisinde var olacak.

Yetebilenler bunun hep farkında olarak ,acı içerisinde, mutlulukla barışık ve kim bilir içlerinde daha fazla faydalı olabilme, düzeltme ,düzeltilme ihtiyacı içerisinde olanlar olacaklardır.

Anadolu yakasının, tarihi çok eskilere dayanan bu naif semtinin, tam 9 ayrı mânâsını varmış

1. Yerleşmenin ismi, XII.yy’dan itibaren Bizanslılar tarafından; “Skutarion” olarak geçmeye başlamıştır.

2. IV.Haçlı Seferi sırasında kullanılan ismi ise; “Escutaire”dir ve Fransızca kaynaklarda bu isim bolca tekrarlanmaktadır.

3. Farsça; “konak” mânâsına gelir. Arabistan, İran ve Anadolu'ya giden “kervanların konaklama yeri” olduğundan, semte bu ad verilmiştir.

4. Farsça; “ulak” anlamına gelen “Eskudari”den türemiştir.

5. Balkanlar'daki “İşkodra” kentinden gelen göçmenlerin yerleştirildiği bu bölgeye, İşkodra kelimesi yumuşatılarak Üsküdar ismi verilmiştir.

6. Bizanslılar Devri’nde burada bulunan; “Scutarii” adlı bir askerî sınıfın kışlası da aynı adla anılırdı. Osmanlılar bu yörenin adını tamamen değiştirmeyip, mevcut ismi Üsküdar'a dönüştürmüşlerdir. Bu askerî bölük, imparatorun deri kalkanlı muhafızları olup, Yunanca; “skitos: tabaklanmış deri” demekti. Bölüğün adı olan Skutarii de, bu kelimeden türemiştir.

7. Farsça; “askandar: karargâh” kelimesinden gelmektedir.

8. Bizans imparatoru Valens'in askerlerinin kaldığı kışlalara; “Uskudaryen” adı verilirdi. Burada da, askerlerin bir kışlası mevcuttu.

9. Pers işgali sırasında Anadolu Yarımadası’ndaki kavimlerden ve halktan vergi olarak toplanan altınlar buradaki hazinelerde saklandığı için yöreye; “Hrisopolis (Altın Şehir)” denirdi. M.Ö. VII.yy’da bir Grek kolonisi olarak kurulan Halkedon’un (Kadıköy) iskelesi ve tersaneleri, bugünkü Üsküdar’ın yerleştiği alanda bulunurdu. Kimileri de, günbatımında evleri karşı yakadan yaldızlı gibi göründüğü için Üsküdar’a "Altın Şehir" adının verildiğini söylemektedir.

şimdi ben '' Skutarii '' kelimesini telaffuz edemeyen halkın
kelimenin önüne bir '' Ü '' harfi koyarak halkın bu kelimeyi söylemesinde ve yazmasında bir sakınca görmüyorum

ü-Skutarii ---- gideri ken :)))

aglea dedi ki...

epey zamandır -5 yıldır- blog okuyorum. önce bir kaç, sonra çoğalarak blog yazarları okurken, bu süreç içinde heyecanla "yazar blogları" keşfettim. meselâ cüneyt uzunoğlu'nun "boş arsa"sı bunlardan ilkiydi. bu benim için heyecan verici. piyasaya küsmek zorunda kalmayın evet ama lütfen daha da çoğalarak bloglara düşün de benim gibi bilgisayarı eline alıp kitap okur gibi fıs fıs okuyan okurlar şölen yapsın.

dream white dedi ki...

o cümle ile senin deginmis oldugun bazi konularla her zaman d'accord olmadigim halde ciddi bir 'okuyucun' oldugumu belirtmek istemistim.

cüneyt uzunlar dedi ki...

turgay, dilin bir iktidararacı olduğunun bilincinde olan hiç kimse dilin dinamik yapısına direnç göstermez...

eh, durum çelebicede ancak böyle açıklanır...

cüneyt uzunlar dedi ki...

aglea, uzunoğlu kim yav?...

cüneyt uzunlar dedi ki...

eyvallah dreamwhite kardeşim...

outlaw dedi ki...

sen yaz, biz okuyalım. biz yazalım, sen oku. "okur"la "yazar"ın yerlerini "okuyan"la "yazan"a bıraktığı, daha yatay bir platformda yazmaktan insan - olsa olsa - gurur duyabilir. büyük bir olasılıkla sonunda biz de aynı pisliği, tüm ünvanları ve şatafatıyla bilgisayarın 1-0-1-0'larıyla yeniden üreteceğiz. ama ben o güne kadar sana "sen" demeye devam edeceğim. ve bir ihtimal daha var ki, belki de biz matbaayla başlayan bir devrimin adımlarını hızlandırıyoruz. insanların "okur" ve "yazar" değil, "okuryazar" olduğu bir dünyayı kuruyoruz...

cüneyt uzunlar dedi ki...

bana "sen" diyebilirsin çünkü beni varlığına ikna ediyosun...

amma herkes bunu yapamaz... yapmasın...

sokakta pandomim yaparken kıçıma tekme atan çocuğu sırf çocuk olduğu için anlamıştım... amma bir yetişkin bunu yapamazdı...

onu çocuk olduğu için anlamıştım seni da toplumsal mücadeleye eklemlenişinden ve incelikli ifadelerinden anladım...

kaba saba,dangul dungul algıladıklarımın bana sen demesinden hoşlanmıyorum... çünkü onların seslenişini suistimal sayıyorum...

emek vermeden, "enseye tokat" olmasın, olamasın...

aglea dedi ki...

offf. cüneyt ya, uzunlar olacaktı:/ sensin işte. özür dilerim çokk.