Yzur'u bize anlatan Leopoldo Lugones'in izleğinin ilk adımları şöyledir: Bir efendi, kapanan bir sirkten bir şempanze satın alır ve onu konuşturmak üzere eğitmeye başlar. Çünkü bir Java sözü onu ayartır. Java'lı yerliler, "Maymunlar konuşmazlar. Konuşamadıkları için değil sakındıkları için. Ve esasında işe koşulmak istemedikleri için." demektedir. Öyleyse, ilk insanlar bir noktada konuşmayı bırakmışlar veya reddetmişler böylece maymuna dönüşmüşlerdir. Eğer kahramanımız, satın aldığı şempanzeyi konuşturursa maymunun aslında insan olduğunu (adem evladı olduğunu) kanıtlayabilecektir. Acaba gerçek niyet bu mudur?.. Kuramsal bir hazırlığın ertesinde bir yöntem belirleyerek çalışmaya başlar.
Sağır ve dilsizleri konuşur hâle getirme eğitimini maymunun üzerinde uygular. Neden? Yeniçağ'a kadar sağır ve dilsizler -işitenler gibi konuşamadıkları için- akıldan yoksun yahut 'maymun' sayılmışlardır. Deliler gibi dövülmüş, aşağılanmış, tecavüze uğramışlardır. Sağır ve dilsizleri bu ağır yargıdan ve dışlanmadan/ayrımcılıktan koruma gösterisini ilk hümanistler ve/veya modern toplumu örgütleyenler gerçekleştirir. Onların normal insanlar gibi bir zekaya ve görüye sahip olduğunu bu yüzden de konuşabildiklerini kanıtlamak için eğitim çalışmalarına başlarlar. Uygar insan olmanın kanıtı konuşma/dildir a.
İşte Yzur'un eğiticisi bu dönemin uygulamalarından ilhamla, sağır ve dilsizlere uygulanan eğitimi maymununa uygular. Maymunun diline ve dudaklarına alıştırmalar yaptırır. Hatta âtıl dili, bir kerpetenle çekip hareketlendirmeye, eğip bükmeye bile çalışır.
Sağır ve dilsizlere yönelik dil kazandırma, konuşma eğitimlerinin yarasızlığı yirminci yüzyıl içinde keşfedilecektir. Çünkü sağır dilsizler, normal insanların grameriyle çok daha güç anlaşmaktadır. Sağır dilsizlerin kendi aralarında ve toplumla en içten, en akıcı konuşma biçimleri -resim yazıya benzeyen- işaret dilidir. Yirminci yüzyıl'ın son çeyreğinde 'uygar' toplum sağır ve dilsizlere kendi dilini öğretmekten vaz geçecek, işaret dilini öğrenmeye kısa bir süreliğine de olsa heves edecektir. Buna milyarlarca kişiye ulaşan bir sinema filimi neden olacaktır. Filimin etkisi geçtikçe, sağır dilsizleri anlama hevesi de geçecektir... Fakat bu gelişmelerden ne Lugones'in ne de kahramanının haberi olamayacaktır.
Onlar kendi serüvenlerine dönemlerinin bilimsel ve toplumsal seyriyle devam ederler. Aynı şimdi bizim yaptığımız gibi. Yzur'un dil eğitmeni, ondan tek bir cümle işitebilmek için yıllarını verir. Ama nâfile. Maymun aşağılanır, kırbaçlanır, ölümcül hastalıklara yakalanır gene de konuşmaz. Yabani sessizliğini korur.
Hikâyenin ayrıntılarında, eğiticinin zaman zaman maymuna, "Ben senin efendinim." dediğini yakalarız. İşte anlatının kalbi burasıdır. Konuşamayan yahut egemenle aynı dili konuşamayan,köledir, aşağılıktır, yabanidir, delidir miti burda da görünür. Hayvanlarla konuşan, farklı olana kucak açan tanrılar, şamanlar, veliler, dervişler, azizler, peygamberler de vardır. Bunların kadim nefesleri topluma kapatılır, sızdırılmaz.
Yzur anlatının sonunda çıldırarak ölür. Son nefesinde konuşur. Eğiticisinin yüzünü iki eliyle yüzüne yaklaştırarak ona, "Efendi" der. Ve ondan su ister.
Yzur ölmeden önce efendisini memnun etmek için mi efendisinin diliyle konuşmuştur? Yoksa efendisinin diliyle konuştuğu için mi ölmüştür? Yargı okurun. Ne tür mitler ruhumuza omurga oluyor ise yargımız ona göre olacaktır.
Dipnot: Lugones'in ömrünün son evresinde faşist olmasının
bir önsemesi midir bu anlatı? Bilemiyorum.
bir önsemesi midir bu anlatı? Bilemiyorum.
4 Reaksiyon:
süper ellerine sağlık
teşekkürler...
otaokul yıllarımda dinlediğim bir fıkraya çok gülerdim fakat yaşıtlarım gülmezdi bir türlü anlattığımda...fıkra kısaca şöyle : adamın biri bir diğer adamı dövüyor ve devamlı dövdüğü adama adın ne ? adın ne ? adın ne ? diye soruyor dövdüğü adam ölmezden önce sadece şunu diyor ...eee memeet
merak duyğusu ,aynılaştırma isteği, anlaşılır olma , tanımlama duyğusu ,sesin kelimelere kelimelirin cisimlere dönüşmesi kaostan kurtulma hissiyatı...antropolojik olarak nerde sekteye uğramıştır hep merak ettim . gerçekten gülme ,korkma ,dokunma ,içteki sızı ,nasıl ses olur kelime olur tam bilmem ben ...var olun nur lun...bence bir filozofsunuz.
"Ne?" sorusunu yönelten ve yanıt için ciddi emek sarfedenlerin herbiri feylozoftur...
Feylozofluk bir statü değil durum olsa gerek...
Bu konuda yeterince emek sarfettiğimi düşünmüyorum...
Kendimi feylozofluk durumuna uygun bulmuyorum...
Merak ediyorum... Bu olsa olsa kapıyı tıklatma olabilir...
Yorum Gönder