Paracelsus artık kullanmadığı laboratuvarında uykuyla uyanıklık arasında Tanrı'dan bir öğrenci diler ve dileğini unutup uykuya dalar. Bir süre sonra kapı çalınır. Bir genç adam çıka gelir. Paracelsus'a öğrencisi olmak istediğini söyler. Ama önce bir kanıt ister. Elindeki gülü yakıp tekrardan var etmesini ve böylece kudretini göstermesini bekler gelecekteki hocasından. Simyager bu isteği reddeder. Cennette Adem'den beri hiçbir şeyin yok olmadığını, Tanrı'nın yarattığı şeylerin yok edilemeyeceğini söyler. Öğrenci adayı ise dünyanın cennet olmadığını savlar keşfte bulunmuş gibi. Paracelsus, dünyanın cennetin ta kendi olduğunda ısrarlıdır. Sadece biz bu cenneti görememekteyizdir ona göre. Kanıt peşindeki öğrenci adayının elindeki gülü alır ve ateşe atar. Gül yanar kül olur. Külden yeniden gül olamayacak gibi görünmektedir. Öğrenci gördüğüne, hocasının yetersizliğine üzülür. Paracelsus'un sözlerine de ikna olmamıştır ve nihayet çıkar gider. Gidenin ardından simyagerin parmakları aralanır ve az önce yanan gül avucunda yeniden belirir.
Hikâyenin olayları kabaca böyle.
Jorge Luis Borges'in bu hikâyesini on sekiz-on dokuz yaşımda okuduğumda kalbim duracak gibi olmuştu. Nefesim tıkanmıştı. Günlerce suskun kalmıştım. Kıyıya gidip saatlerce ufku seyretmiştim. Paket paket Maltepe sigarası sömürmüştüm (üç yıldır sigara içmiyorum).
Yıllar önce Mehmet Ali Birand, Fidel Castro ile röportaj yapmıştı. Röportajda Castro bir komünist de olsa Tanrı'ya inandığını söylüyordu. Castro, Tanrı'nın cehennemi olamayacağına sadece cenneti olabileceğine inanıyordu.
Dünyada 1 Mİlyar insan açlık sınırında. Öte yandan dünya tahıl rezervleri fazla veriyor. Yani dünya nüfusunun ihtiyacından fazla tahıl depoda bekliyor. Peki 1 Milyar insan niye aç?
2.5 Milyon seçmenin oyuyla mecliste bulunan DTP dün kapatıldı. Yani hepimize yetecek kadar yiyecek içecek üretebileceğimiz bu ülkenin 2.5 Milyonluk kısmının, bu ülkenin en yoksul, en aç kısmının iradesi yok sayıldı.
Yiyeceği paylaşmadığımız gibi yiyeceğe uzanma iradesini de baltalayan yine aynı şeytani 'akıl'.
Paracelsus da -Borges de-, Castro da haklı. Bu dünya bir cennet.
O yüzden, muhafazakâr, liberal, müslüman iş adamlarımızın "Beş parmağın beşi de bir değil; Allah bizi eşit yaratmamış; o yüzden kimimiz zengin kimimiz yoksuluz." demogojisi kusturucu bir tahammül edilemezlik içeriyor.
DTP'yi kapatanın da aynı 'aklı' taşıması tesadüf mü?
Ayrıca bir öğretmen olarak Paracelsus'a gelen öğrencinin bizim eğitim dünyamızda sayısı az değil hani.
Hele bu öğrencilerden bazıları sapır sapır 'marjinal-milliyetçilik' yapıp, fanatik söylemlerde bulunurken özgün sesler, ünler çıkardıklarını iddia edip özgürlükten, aşktan yana olanları kalın kafalıkla bile suçluyorlar.
O standart öğrenciler külün güle dönüşünü hiçbir zaman göremeyecekler. Her şeyi bilerek, her şeyi bilmenin güveniyle kan istemeye, kan emmeye devam edecek ve asla kana doymayacaklar.
Cümleler No:14
-
Fırlayıp kaçmasın, arabaların altında kalmasın diye çocuğun elini sıkı
tutuyorsun belki sırf bu yüzden çocuk elini çekmeye çalışıyor ve sen daha
çok sıkıyo...
1 hafta önce
3 Reaksiyon:
Borges'in öyküsüyle çok güzel bütünleştirmişsiniz.
Borges'in fantastik hikâyeler yazdığına başından beri inanmadım...
Teşekkürler.
Yorum Gönder