Umutsuzluk ApartmanıMalumat KatıUmutsuzluk Apartmanı’nında bilginin şekli haptır. Örneğin haplardan birini her gün düzenli olarak aldığınızda ABD’nin (Büyük kapitalistlerin, savaş tacirlerininin, Pentagon’un, CIA’nın, Yahudi Lobisi’nin) dünyanın tiranı, patronu olduğunu ve ülkenizi de ABD’nin yönettiğini düşünmeye başlarsınız. Her türlü yurttaşlık girişiminin gereksizliğine ikna olursunuz. Böylece gönüllü olarak politikadan el etek çekersiniz. Yani hapın tesiriyle kaderci olursunuz. Kadere boyun eğersiniz. Kaderci olmanız için sadece malumat sağlayıcılar çalışmaz; bunlara bir takım filozofların yahut filozof kılıklıların yahut her şeyi bilicilerin, her şeyi bilmeyi sevicilerin kafa karıştırmaları -manipülasyonları- da eklenir
Kader Katıİkinci katın manzarası hiç fena değildir. Caddelerde akan kalabalığa kayıtsızca ve doya doya bakarsınız. Ohhh! Haplanarak yakaladığınız çakır keyiften zomluk mertebesine, salaklığın nirvanasına tırmanırsınız. Kadere karşı konulamayışın yani kaderin derin kabûlü uyuşuklaştırır. Daha daha çok haz arayışına iter… Yahut yüce bir güç tarafından belirlenmiş kaderinize içgüdüsel tepkiler verirsiniz. Belirsiz yarının kronik endişesiyle ağzınız yüzünüz çarpılır. Korkunuz yani çarpıklığınız önce zamana, sonra mekana, sonra kişilere yönelir. Her şeyden hatta kendinizden korkarsınız. Ve bir bakmışsınız paranoyak olmuşsunuz. Her gün düzenli olarak müsekkin almaya ikna olursunuz.
Paranoya Katı̶ Korku anlamayı geciktirir hanfendi! ‘Soğuk Çay’ adlı radyo oyunundan araklanan bu replik doğrudur ama eksiktir. Çünkü korku anlamayı imkansız da kılabilir. Umutsuzluk Apartmanı’nın bu katındaki insanların çok ama çok korktuklarını, sizi anlamak istemeyişlerinden; anlamak istemeyişlerini yüceltişlerinden; yüzünüze “seni anlamaya tenezzül edecek göz var mı bende.” der gibi bakışlarından anlayabilirsiniz. Korku anlamanın önündeki en büyük engellerdendir. Bu katta anlamamak marifet sayılır. Anlatmamak da…
Anlatılmazlık Katı“Beni bir sen anladın. Sen de yanlış anladın.” Katıdır burası. İnsanlar burada anlaşılmayı beklerler. Ama anlaşılamazlar. Çünkü anlatamazlar. Çünkü anlatmanın imkansızlığına, gereksizliğine iknadırlar. Kimse kimseyi anlamak istemez. Ve herkes anlaşılmak ister. Anlaşıl(a)mamak bir erdeme, derinlik vehmine dönüşür. Peki insanlar birbirlerini anlayamıyorlar ise birbirlerini nasıl ayıracaklar, nasıl tanıyacaklardır? Tabii ki görünüşlerinden.
Görünüş KatıAnlamama ve anlatamama durumu dili yitirmemize, yeniden maymunlaşmamıza neden olur. Çatı katıyla birlikte evrim tersine işlemeye başlar. Bu katta şişmanlar zayıflardan, uzunlar kısalardan, beyazlar siyahilerden, modayı takip edenler etmeyenlerden, roleksliler telmaşalılardan, BMWsi olanlar bisikleti olanlardan, nişantaşında oturanlar Kayışdağı’ndakilerden, çember sakallılar keçi sakallılardan, takkeliler şapkalılardan bir bakışta ayrılır. Yani anlamak için söz değil ilk izlenim yeterli olur. Kimsenin kimseyi anlayacak zamanı yoktur ayrıca. Herkesin işi başından aşkındır. Herkes teknoloji tüketimiyle, malumatla haplanmakta, kaderini çizene tapmakla, korkularından arınmaya çalışmakla yahut korkulalarını bahaneler listesine eklemekle, anlaşılamamaktan yakınmakla ve de üstüne başına, evine, ofisine kostümler, aksesuarlar bakmakla meşguldür.
Ne YapmalıEn kısa zamanda bu apartmandan taşınmalı. Sokağa çıkmalı.
14 Reaksiyon:
Taşınalım.
Taşınmanın etkisini çizgilerinizde de görebilecek miyiz?
"Toplu göç"e teşvik!
Sokağa göç edelim,ellerimiz ceplerimizde...
yürürken yürürken, hikayeler yürür,
çizgiler çizdiğini görür "kabak meltemi" gökyüzünde bir uçağın, denizde bir geminin...
Taşınmalı...
Taşınmak için önce taşmalı mı ki...
Taşıp taşınmak, düşünüp taşınmak da güzel amma, gene apartmanlara kapatır bizi sanki, bu can havli taşkın?..
İktisatlı mı solumalı, ben her ne kadar "Sarhoşluğuna" solusam da bir anda...
Korkar mı hiç Can havlinden...
divançe şairi...
Can havlinden korkmaz da, bir anda canlanınca korkular iki seksen uzanıyor işte:)
Görmezsen adam değilsin... :P :)
Ya ben ıssız bir adaya, dağa, ovaya düşmek istiyorum. Böyle bir resim de var hatta ama "ya ben" kısmısız. :)
İlk cümleyi çözemedim.
Taşınmanın etkisini...
Tamam, ciddiyetsiz bir cevap olabilir ama kötü bir niyetim yoktu. :)
Pardon şimdi fark ettim...
Ama biraz sert olmuş gözüm şişti...
İkinci reaksiyon olayı çözmüştür...
Sevgiler...
İyi, ben de sevindim yoksa geyiği yüzüme gözüme bulaştırmışım hissine kapılacaktım.
Sevgiler benden de...
Taşınalım ama taşınırkende diğer apartman sakinlerinide taşıyalım.
Yorum Gönder